BANNER HABER DETAY

TÇÜD Eski Yönetim Kurulu Başkanı
30.05.2016

TÇÜD Eski Yönetim Kurulu Başkanı Bayram Yusuf Aslan:
“2015, son 20 yılın en kötü dönemi olarak geride kaldı”

 

2015 yılı çelik sektörümüz açısından, oldukça kötü, hatta son 20 yılın en kötü dönemi olarak geride kaldı. Hepinizin malumu olduğu üzere, çelik sektörümüz 2000’li yıllarda Çin ve Hindistan ile birlikte, üretimini en hızlı arttıran ülke oldu. Hatta 2011 ve 2012 yıllarında üretim artış hızında en iyi performansı gösteren ülke konumunu elde etti. Bu durum son 3 yılda tamamen tersine döndü ve çelik sektörümüz daralma eğilimi gösterdi.  2012 yılından bu yana küçülmeye devam eden sektörümüz, 51 milyon tonluk kurulu kapasitesine rağmen, yalnızca 31.5 milyon ton üretim gerçekleştirebildi. Sektör, milyarlarca dolar tutarında yatırımla oluşturulan çelik üretim kapasitesinin 19 milyon ton civarındaki önemli bir bölümünü kullanamadı.

Çin, son derece düşük fiyatlarla ihraç piyasalarındaki faaliyetlerini arttırdı
Son 3 yılda yaşanan problemlerin, çelik sektörümüzün rekabet gücü ya da teknolojik yapısı ile ilgili bir konu olmadığı, zaman içerisinde herkes tarafından görüldü. 2015 yılında, çelik sektörümüzün negatif performans göstermesinde, başta Çin’in tüketiminde gözlenen hızlı düşüş olmak üzere, global seviyede tüketimin daralmaya başlaması ile birlikte, dünya genelinde artan kapasite fazlalığı sonucunda, Çin ve Rusya gibi ülkelerin, kapasite fazlalıklarını, yararlandıkları devlet yardımlarının da desteği ile, dampingli fiyatlardan dünya piyasalarına yönlendirmeleri etkili oldu.
Özellikle Çin’in iç tüketimindeki düşüş nedeniyle, çok yönlü devlet desteklerinden yararlanan Çinli üreticilerin, maliyet kaygısı gözetmeksizin, büyük zararlar pahasına, son derece düşük fiyatlarla ihraç piyasalarındaki faaliyetlerini arttırdıkları gözlendi. Dünya çelik üretiminin yarısını gerçekleştiren ve dünyaya Türkiye’nin toplam çelik üretiminin 4 misli civarında çelik ihraç eden Çin’in izlediği agresif satış politikaları, dünya genelinde fiyat seviyelerini maliyetlerin altına çekti. Bu durum, devlet yardımından yararlanamayan, teşvikli ithalata karşı koruyucu bir tedbir almayan Türkiye gibi pazarlardaki üreticilere çok yönlü zararlar verdi. Büyük çelik ithalatçısı ülkelerin söz konusu dampingli ve teşvikli çelik ürünleri ithalatına karşı hızla önlem almaları, Türkiye’nin ise, piyasasını korumakta geç kalması, dünyada kendine pazar bulmakta zorlanan dampingli ürünlerin, korunmasız kalan en büyük pazarlardan birisi olan Türkiye piyasasına yönelmesi sonucunu doğurdu.  Aslında Çin, izlediği politikalarla, piyasa ekonomisi olmanın gerektirdiği olgunluğa sahip bulunmadığını da ortaya koydu.

Çin’in haksız uygulamalarına karşı uluslararası arena çalışma yürütüyoruz
Geçtiğimiz yıl aralık ayında, OECD Çelik Komitesi toplantısı sonrasında derneğimiz yanında, ABD, Meksika, Brezilya, Latin Amerika ve Avrupa Birliği’ni temsil eden çelik dernekleri ile Paris’teki büyükelçilere ve basına yapmış oldukları bilgilendirme toplantısında, bu hususlar açık bir şekilde ortaya kondu. Keza, 18 Nisan 2016 tarihinde OECD organizasyonunda, dünyadaki kapasite fazlalığının ve yol açtığı sorunların giderilmesine yönelik olarak gerçekleştirilen üst düzey toplantılarda da, Çin’in uyguladığı politikaların sektörümüz üzerinde yarattığı tahribat, derneğimizce en etkili şekilde dile getirildi.
Maalesef bugün geldiğimiz noktada, Çin Hükümeti’nin bu konuda izlediği politikaların yanlışlığını kabul etmek bir yana, dünya çelik sektöründen durumu idare etmesini isteyen bir üslup içerisinde olduğu görülüyor. Diğer ülkelerin bu konuya yaklaşımı, koruma tedbirleri almak suretiyle, Çin Hükümetini devlet desteği politikasından vazgeçirmek şeklinde ortaya çıkmış bulunuyor. Bu durumu, Hükümetimize her vesile ile anlattık. Zaman zaman bu konularda olumlu sonuçlar da aldık. İnşaat demiri ve filmaşin ithalatında vergilerin %30-40 seviyelerine yükseltilmesi,  demir cevherinde uygulanmakta olan %1 oranındaki verginin kaldırılması, yassı ürünlerde, girişimlerimiz üzerine açılan damping soruşturmasında somut sonuçlar elde edilmesi, bu yöndeki çabalarımızın bir göstergesidir. Ancak, problemin temel kaynağı olan Çin’in sergilemekte olduğu tutumdan, dünya çelik sektöründe yaşanmakta olan sıkıntıların kısa vadede çözüme kavuşturulmasının, pek kolay olmayacağı anlaşılmaktadır.
Bu konuda ilgili kamu kurumlarımızı harekete geçirmeye yönelik çabalarımızın, diğer ülkelerdekine benzer bir yansıma bulduğunu söylememiz de mümkün değildir. Bu durum, kısmen tüketici kuruluşların sübjektif bir üslupla ve kısa vadeli bakış açılarıyla, ithalatın serbest bırakılması yönündeki girişimlerinden kaynaklanmıştır. Ancak meselenin, çelik sektörümüzü de aşan ve ekonominin tümünü ilgilendiren bir mahiyet taşıdığının, er veya geç anlaşılacağına inanıyoruz.

2023 yılı için belirlenen hedeflere yaklaşamıyoruz, uzaklaşıyoruz
Hatırlanacağı üzere, 2023 yılı için konulan iddialı hedefler kapsamında, 55 milyar dolar ihracat ve 70 milyon ton üretim hedefi belirlenmişti. Bugün geldiğimiz noktada, söz konusu hedefler istikametinde ilerlemek bir yana maalesef her geçen gün hedeflerden uzaklaşıyoruz. Üretimimizin, 2012 yılının gerisine düştüğü, ihracatımızın 2007 yılı seviyesine gerilediği, kapasitemizdeki artışın durduğu, kapasite kullanım oranlarının son 20 yılın en kötü performansı olan %62 seviyesinde gerçekleştiği bir noktada bulunuyoruz.

Yurtiçi çelik tüketiminin %60’ı ithalât yolu ile karşılanıyor
OECD Çelik Komitesi toplantısında, Çin Ticaret Bakan Yardımcısı Ji Zhang tarafından da belirtildiği üzere, “Çelik, sanayinin en temel girdisidir”. Bu girdinin yurtiçinde üretilmemesinin, ülkemizin sanayileşmesi ve gelişimi açısından ciddi bir problem oluşturacağını kabul etmemiz gerekiyor. Bugün gelinen noktada, sektörümüz, ülkemiz çelik ihtiyacının tamamını karşılayabilecek bir kapasite ve kabiliyete sahip olmasına rağmen, yurtiçi çelik tüketiminin %60’ı ithalât yolu ile karşılanıyor. Bu durum, Türk ekonomisi için, büyük bir zafiyet oluşturuyor. Bu zafiyetin daha da büyümemesi için, 64. Hükümet programında yer alan “Sanayi Girdilerinin Ülke içerisinden karşılanma oranının arttırılması” hedefi doğrultusunda, gerekli tüm tedbirlerin süratle uygulamaya aktarılması, sektörümüz açısından hayati önem taşıyor.
Önümüzdeki dönemde görev yapacak olan arkadaşlarımızın, bu yönde başlatmış olduğumuz girişimleri daha da geliştirerek sürdüreceklerine ve sektörümüzü daha ileri noktalara taşıyacaklarına olan inancımız tamdır. Bu vesile ile görev süremiz boyunca bize vermiş olduğunuz destekten dolayı en içten teşekkürlerimizi sunuyor, bizden sonra görev alacak arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz.

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Olağan Genel Kurulu konuşması, 29 Nisan, Ankara



  FUAR TAKVİMİ

bolsos michael kors nike huarache baratas montblanc boligrafos nike outlet polos ralph lauren baratos oakley baratas michael kors bolsos new balance 574 new balance baratas boligrafos montblanc nike air force baratas polo ralph lauren baratos nike air force 1 nike huarache