BANNER HABER DETAY

TATÇELİK / TATMETAL
14.04.2017

Asuman Gürsoy
TATMETAL Çelik Sanayi ve Tic. AŞ
Koordinatör

 

 

Sektörümüzün güzide yayınlarından biri olan, METALSAN dergisinin bana ayrılan bu sayfalarında bir başarı hikayesinden, TATMETAL’in dünü, bugünü ve yarınından kısaca bahis ederek yazıma başlamak istiyorum.
Bilindiği üzere, 1986 yılından itibaren sektörde faaliyetlerini sürdüren  TATMETAL, 2005 yılında hizmete soktuğu ve ihtiyaçlar doğrultulsun da sürekli modernize ettiği, kapasite arttırdığı, hizmetlerini çeşitlendirdiği Çelik Servis Merkezlerinin ardından, 2007 yılında işletmeye
aldığı,
450.000 tonyıl kapasiteli asitleme hattı,
350.000 tonyıl kapasiteli I. Soğuk hadde,
180.000 tonyıl kapasiteli Tavlama ünitesi ile üretici kimliğine ilk adımlarını atmıştır.
Takip eden yıllarda sırasıyla;

2009 yılında 350.000 tonyıl kapasiteli sürekli galvanizleme hattını

2013 yılında  500.000 tonyıl kapasiteli temper haddeyi
        350.000 tonyıl kapasiteli II. Soğuk Haddeyi
        350.000 tonyıl kapasiteli Alkali Temizleme Hattını

2014 yılında ise 168.000 tonyıl kapasiteli sürekli boyama hattını işletmeye almıştır.

%100 yerli sermaye ile ve çevreye son derece duyarlı en son teknolojiler kullanılarak, hayata geçirilen bu yatırımlar; Çelik Servis Merkezleri olarak 28.000 m2 kapalı, 14.000 m2 açık alanda, üretim üniteleri olarak da 57.523m2 kapalı, 52.729m2 açık alanda konumlandırılmıştır.
Daha önce de dile getirdiğimiz üzere mevcut sürekli galvanizleme hattımız aynı zamanda aluzing üretebilir şekilde dizayn edilmesine rağmen, her zaman, her şartta yanımızda olan, bizden güven ve desteklerini hiç eksik etmeyen dostlarımızın galvaniz taleplerini karşılamaya ancak yetişmiş ve aluzing üretimi için kapasite ayırmamıza imkan bırakmamıştır.
Hatta özellikle boya hattımızı devreye aldıktan sonra, galvanizleme hattımızın boya hattı için de kapasite ayırma durumunda kalması ve bu ayrılan kapasitenin özellikle ince sac üretimine yönelik olması, diğer galvanizli sac taleplerini karşılamakta bizleri zora sokmaya ve teslim sürelerimizin uzamasına neden olmaya başlamıştır.
Aslında bu durum sektörümüzün yatsınamaz bir gerçeğidir. Şöyle ki; giderek yoğunlaşan rekabet ortamında varlığınızı korumak ve sürdürülebilir bir büyüme sağlamak için ürünlerimizi çeşitlendirmeye, katma değer yaratmaya, üretim maliyetlerimizi düşürmeye ve entegrasyona yönelik yatırımları aralıksız yapmaya mecbursunuz.
Bir başka deyişle, sektörümüzde yapılan her yatırım, aslında bir sonraki yatırımın tetikleyicisi oluyor. Bu cümleden hareketle TATMETAL olarak şimdilerde neler yaptığımıza gelince;
Boya hattının devreye girmesiyle galvaniz hattından çalınan kapasiteyi tekrar yaratmamız gerekiyordu.
Aslında, biz ikinci galvanizleme hattı yatırım kararımızı 2012 yılında almış, fizibilite çalışmalarını yapmış ve duyurmuş idik.

Ancak, konjoktür önceliklerimizi değiştirdi. Çünkü, boyalı sac tüketimi yıllar içinde giderek artmaya ve müşterilerimizin taleplerinin önemli bir kısmı galvanizli sacın yanı sıra boyalı galvanizli sac olmaya başladı.
Bu durumda, yani boyalı sac üretim tesisiniz olmadığında, var olan galvanizli sac üretim tesislerinizin satışları da doğal olarak olumsuz etkilenebiliyor.
Müşterilerimize “galvanizli sacı TATMETAL’den, boyalı-galvanizli sacı diğer üreticilerden tedarik et” demek de mümkün ve doğru değil idi tabii ki…
Bu nedenle, boyalı sac üretimine yönelik yatırımımızı öne aldık ve bir fark yaratmaya özen göstererek Türkiye’nin en mükemmel hatlarından birini işletmeye soktuk. Mevcut hattımızda polyester, pvdf, pvc, plastisol, poliuretan ve polyamit boya uygulamaları gerçekleştirilmekte, aynı zamanda düz, metalik, sedefli, kırışık toz boya efekti uygulamaları ile birlikte, ağaç, granit ve benzeri özel desen uygulamaları yapabilmektedir.
Özellikle beyaz eşya sektörünün ihtiyaç duyduğu ve ağırlıklı olarak yurt dışından tedarik ettiği özel boyalı sacların üretimini gerçekleştirerek, bu alandaki boşluğu doldurmaya caba gösteriyoruz. >>>>>

İkinci galvanizleme hattımızı 2017 Kasım ayında işletmeye alacağız

Ertelenen ve yapımı CMI-Indıstry Metals Belçika tarafından gerçekleştirilen 450.000 tonyıl kapasiteli ikinci galvanizleme hattımızın makine parçalarının ithalatına başlandı. Kapalı alanın inşaası, çelik konstrusyonları ile alt yapısı tamamlandı, makine montajına başlandı. Allah’ın izniyle 2017 Kasım ayında işletmeye alınacak. Ve böylece toplam galvanizleme kapasitemiz 800.000 tona ulaşacaktır.

Bizler yeni sürekli galvanizleme hattı yatırımızda da fark yaratmaya çalıştık ve daha katma değerli ürünleri üretebilmeyi amaçladık.

(HSLA) yüksek mukavemetli alaşımlı çelikler
(IF) Ekstra derin çekme kalite olan çelikler
(BH) Pişirme sertleşmeli çelikler
(DP) çift fazlı çelikler
Yapı çelikleri

A-B-C ( temperli) yüzey saclara, 60 ile 650 grm2 çinko kaplama yapılabilecek, Cr3, Cr6, Cr Free, Thın organic coating ve Antifinger, Elektrostatik yağlama gibi yöntemlerle yüzey koruma sağlanabilecek.

0.25 mm – 3.00 mm kalınkta,
800 mm – 1300 mm genişlikte
Galvanizli sac üretilebilecektir.

Ve yine bu galvanizleme hattımızla da, başta otomotiv sanayii olmak üzere, beyaz eşya ve inşaat sektörünün ihtiyaç duyduğu özel kalite saclar üretilerek pazara sunulmuş olacaktır.
Ayrıca, ikinci galvanizleme hattımızın işletmeye alınması ile artan kapasitemiz sonucu birinci galvanizleme hattımızda, yüksek korozyona dayanımlı, Aluzıng üretimine de başlanacaktır.

Yeni asitleme hattı yatırımımız ise 2018 yılı
ilk çeyreğinde işletmeye alınacak

Kesinleşen ve SMS Group GmbH Avusturya tarafından yapımına başlanan 1.500.000 tonyıl kapasiteli yeni asitleme hattı yatırımımız ise 2018 yılı ilk çeyreğinde inşallah işletmeye alınmış olacaktır.
(HSLA, IF, BH-DP ve YAPI ÇELİKLERİ) gibi farklı  kalitelerdeki  çelikler hidroklorik asit (HCL) banyolarında temizlenip, soğuk haddelemeye ve yüzey kaplama proseslerine hazır hale getirilecektir.
Kesintisiz üretim yapabilen yeni asitleme hattımızda türbülans asitleme teknolojisi kullanılacak olup, daha düşük enerji tüketimi olacak ve sarf edilen asitten tasarruf sağlanacaktır.
Ayrıca azalan fire miktarları ile de, enerji ve asit tasarrufunun yanı sıra malzeme verimliliği de artırılmış olacaktır.

1.50 mm – 5.50 mm kalınlığa,
600 mm- 1.500 mm genişliğe kadar olan sacların temizleneceği bu hatla birlikte toplam asitleme kapasitemiz 2.000.000 tona çıkmış olacaktır.
Sürekli asitleme hattıyla birlikte yine SMS Group GmbHAvusturya tarafından yapımı gerçekleştirilecek olan 5.000 litre saat kapasiteli, asit dönüştürme verimliliği %99 olan asit rejenerasyon tesisi ( ARP )  de işletmeye alınacaktır.
Ve yine yakın vadeli yatırım planlarımız içinde yer alan, firma ve teknoloji araştırmaları, görüşmeleri devam eden 1.500.000 tonyıl kapasiteli 5 stantlı TANDEM HADDE’nin de 2 yıl içinde işletmeye alınması planlanmaktadır.
Haddeleme teknolojisinde, sıralı haddelerle kesintisiz ezme uygulanarak, özellikle başta otomotiv sanayi olmak üzere, tüm sanayicilerimizin arzu ettiği tolerans değerlerine, yüksek yüzey kalitesine, daha düşük maliyetlerle ve daha yüksek verim avantajı ile ulaşılacaktır.  

Giriş kalınlık aralığı 1.50 mm – 5.00 mm
Çıkış kalınlık aralığı 0.20 mm – 2.50 mm
Genişlik aralığı 600 mm – 1.300 mm  yada 600 mm – 1.550 mm

Ayrıca,  bu tandem hadde ile birlikte haddeleme kapasitemiz toplamda 2.200.000 ton/yıla çıkacak, daha dar bir alanda, düşük tonajlı yarı mamulle çalışmanın sağlayacağı işletme verimliliği avantajı kazanılacaktır.
İlaveten, söz konusu haddeleme kapasitesini destekleyecek destek üniteleri, enerji tesisleri, saha tanzimleri, labrotuvarlar, stok alanları, kalite sistemleri oluşturulmakta olup, toplam yeni yatırım tutarının yaklaşık 140 ila 150 milyon dolar civarında olacağı ön görülmektedir.
Özellikle belirtmek isterim ki, işletmeye alınan yatırımların doğuracağı ilave istihdam ile bölge kalkınmasına da katkıda bulunmak da, vizyonumuzun ve misyonumuzun önceliğidir.

“Mevcut yassı sıcak sac kapasiteleri
1-2 yıl içinde, soğuk haddecilerin ve boru üreticilerinin tüketimini karşılayamayacaktır”
TATMETAL ile ilgili bu açıklamalardan sonra, birazda sektörümüzü etkileyen ülke ve dünya gerçeklerine değinmek isterim. Bildiğiniz üzere ülkemizde demir çelik sektöründe daha katma değerli ürün üretilmek üzere yapımı planlanan ve devam eden yatırımlar var. Bunların bir kısmı bu yılsonu, bir kısmı ise 2018 ve 2019 yıllarında işletmeye alınacak. Söz konusu bu yatırımların neredeyse tamamının ana hammadde girdisi yassı sıcak sac olacak.
Giderek artan yassı sıcak tüketimine karşılık, ne yazık ki doğacak ihtiyaçları karşılayacak ilave yassı sıcak sac üretim kapasiteleri yakın gelecekte bulunmamaktadır.
Halen mevcut faal yassı sıcak sac üretim kapasiteleri üzerinden gittiğimiz de, çok değil bir yıl içinde sadece soğuk haddecilerin ve boru üreticilerinin tüketiminin dahi karşılanamadığı gerçeği ile karşı karşıya kalacağız.  >>>>>

Toplam faal Yerli Yassı Sıcak sac üretim kapasitesi:            14.000.000 Ton
(Entegre + Ark Ocaklı)

Yerli üreticilerin kendi üretimlerinde kullandıkları YSS tonaj :     - 3.500.000 Ton
(Erdemir 2 milyon ton + Tosyalı 1.5 milyon ton)

Yerli üreticilerin kendilerinin direkt YSS ihracatları        -2.000.000Ton(Yaklaşık)

Haddecilerin YSS Tüketimi(2017 dahil)                          - 11.250.000 Ton

Boru üretim sektörünün YSS Tüketimi            -4.000.000Ton(Tosyalı hariç)
________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________

Yurt içinden tedarik edilemeyen YSS        - 7.750.000 Ton (Türkiye’de
                    yeterli üretimi olmayan ya da
                    hiç üretilmeyen özel kaliteli
                    saclar hariç)

Tüm bu rakamlar, mevcut büyüme hızı ile işletmeye alınan ve alınacak olan özellikle yeni soğuk, galvanizli ve boyalı sac üretim kapasitelerinin, neredeyse bölgeselleşen ve navlun bedellerinin satın alma kararlarında önemli rol oynadığı bilinen iç pazarda tüketilmesinin zorlaşacağına, ihracat pazarlarının güçlendirmesi gerektiğini ve bunun için de her türlü desteğin verilmesinin elzem olduğu gerçeğini çok net ortaya koymaktadır.
Çünkü; görüyoruz ki fiyat kadar kısa terminlerde mal teslim imkanı sunulması ihracatta tercihleri etkileyen, pazar payımızı artıran en önemli etken olarak karşımıza çıkmaktadır.
İhracat pazarlarının bu nedenlerle kısıtlanması ya da tamamen kayıp edilmesi, ana girdi hammaddesi yassı sıcak sac olan yerli üreticilerin iç pazarda sıkışıp kalmasına, yıpratıcı rekabetlerle mücadele etmesine, dolayısıyla da atıl kapasitelerin doğmasına ve bu durumun neden olacağı istenilmeyen tedbirleri almasına neden olacaktır.

Şunu çok net olarak söyleyebilirim ki; bize göre sektörümüzdeki yakın gelecekteki en büyük risk rekabetçi fiyatlarla, istenilen zaman ve istenilen miktarda yassı sıcak sac temin edememe gerçeğidir.
Üstelik yerli yassı sıcak sac üreticilerimizin sürekli gündemde tuttukları yassı sıcak sac ithalatına antidamping vergisinin uygulanması istekleri, kabul görmesi halinde, girdisi yassı sıcak sac olan tüm sanayicilere vurulacak bir darbedir.
Getirilecek %10’luk bir ek vergi yükü dahi farklı sektörlerde rekabet güçlerini azaltacak olumsuz etkiler yaratacaktır. (sektör bazında çalışması yapılmıştır.) Unutmamalıyız ki; ülkemizdeki yassı sıcak sac üreticilerimiz zaten uzun yıllardır mevcut gümrük vergileri ile korunmaktadırlar.
Bir başka dikkat çekilmesi gerekilen uygulama ise, ana girdi hammaddesi yassı sıcak sac veveya türevleri olan pek çok sektörde, üretilen mamulün ithalatında vergi uygulanmamasıdır. (Beyaz eşya, boru gibi)

Ayrıca getirilecek bir antidamping vergisi ihracatı olumsuz etkileyebileceği gibi, ithalatı DİİB kapsamında yapsanız dahi, iç piyasa fiyatlarının artmasına kesinlikle neden olacaktır. Ve hatta bu durum, yurt dışından tedarik etmek zorunda kaldığınız yassı sıcak sacı da daha pahalı almamıza sebebiyet verecektir. Bunu yakın geçmişte daha antidamping söylemi çıktığında bile hep beraber yaşadık ve gördük.
Öyle ise çözüm korumacı önlemlerinin artırılması değil, devletimizin de yardımı ile hurdadan üretim yapan tesislerimizin rekabetçi fiyatlarla üretim yapabilecek teknoloji dönüşümlerinin ivedilikle yapılması ve yeni kapasitelerin yaratılmasıdır.
Dünyanın en pahalı ve en çok hurdasını tüketen bir ülke olarak bu değişim ve ilave kapasitelerin yaratılması zorunludur.
Dolayısıyla, yerli üreticiler ve tüketiciler olarak birbirimize olan ihtiyaç gerçeğini unutmadan hareket etmeli, omuz omuza vererek, dayanışarak, hep birlikte kazanarak faaliyetlerimizi sürdürmeliyiz. Altını çizerek tekrar ifade etmek isterim ki, hiçbir yassı sıcak sac kullanıcısının öncelikli tercihi ithalat değildir. Neden ithalat yapmak zorunda kaldıklarının sebepleri irdelenmelidir. Sunulan istatistiklerde, grafiklerde görünmeyen, ancak uygulamalarda karşılaşılan, onları ithalata yönlendiren farklı bir çok geçerli nedenlerinin var olduğu görülecektir.
Çünkü çeşitli riskler alınarak gerçekleştiren bu yatırımların hiç birisi ihtiyaçları olan yassı sıcak sac ve türevlerini ithalat yaparak tedarik etmeyi planlayarak hayata geçirilmemişlerdir. Tek itici güçleri Türkiye’nin geleceğine duydukları güven olmuştur.

İthalatın, sıklıkla değişen piyasalarda ek finansal yükler ve riskler alınarak yapılması şartlar zorlamadığı sürece hiçbir zaman öncelikli tercih olamaz zaten…
Bir başka ülke gerçeğimizde; üretimdeki yapımızdır. Bizde yatırımlar inşaata, tasarruflar konuta gitmektedir. Oysa inşaat değil, sanayi üretimini arttırmalıyız. Sanayi gelişmediği sürece tüketimin ithalatla karşılanma gerçeği değişmiyor ne yazık ki.

Dış ticaret açığımız büyük. Tüketim ve ithalat ile büyüyoruz. Bu durum uzun vade için çok riskli.

Katma değerli ürünler, yüksek teknoloji ürünleri ihraç edemiyoruz. (Kg. başına değer yaratmamız önemli. İhracattaki kg başına yarattığımız değer 1.4 $dır.)

Otomotiv 11 yıldır ihracat şampiyonu... Bu yıl %32 artmış. Bu durum kur zammının tetikleyicisi olabilir.
Enteresandır, faiz artırımı kuru baskı altında tutmak için izlenen bir yol iken, faiz artınca kurun da arttığı tek ülkeyiz.

İhracatta     %35 düşük teknoloji
    %62 orta teknoloji
    %3 ileri teknoloji ürünleri ihraç ediyoruz.

İthalatta     düşük teknoloji ürünler     % 13
    orta teknoloji ürünler        % 71
    yüksek teknoloji ürünler   % 16
Ve yine yaşıyor ve görüyoruz ki;

-Var olan ekonomik ve siyasi belirsizlikler, tüketicinin ve yatırımcının hızını kesiyor,  riski arttırıyor.   >>>>>

-Yatırımcı güven ve istikrar arıyor. Yatırımlardaki büyüme hızı,  % 9.2’den  %3’e geriledi.

-2015 de hane halkı tüketimi %5.5 iken 2016’da %2.3’e düştü.

Ülkemizde bankacılık uygulamalarında ki istisnalar – kural kurallar- istisna oldu adeta.

Parasal sıkılaştırmalar, büyümeye olumsuz etkilemeye başladı.

Yılın son çeyreğindeki büyüme hızı Türk ekonomisine olumlu katkı yaptı. Son çeyrekte verilen büyük teşvikler ve kamu harcamaları büyümenin daha düşük olmasını engelledi. Yani büyüme de itici güç devlet ve ithalat oldu. 2016 son çeyreğinde %3.5, yılın tamamında %2.9 büyüdük. Küresel krizden buyana en düşük büyüme oranı ile karşı karşıya kaldık.

Ancak, düşük büyüme (% 2.9) ve kur baskısı ile milli gelir azaldı kişi başı gelir düştü. (Kişi başı gelir 11.205 $ ‘dan 10.807 $’a düştü, hane halkı 207 $ fakirleşti.)

- İhracatın büyüme hızı %4.2’den %2’ye düştü.
- İthalatın artısı % 1.7’den % 3.9’a çıktı.
- Özel sektör makine teçhizat yatırım %18 .4’den %1.1’e düştü yatırımcı beklemeye devam ediyor.
- Aynı dönemde inşaat yatırım hızı değişmedi % 4.6’yı korudu.
- Vatandaşın dayanıklı tüketimi mali harcaması % 13.1’den % 3.7’ye düştü.
- Bir tek üretim dışında kalan hizmet sektöründe büyüme hız % 2’den % 4.2’ye çıktı.
- İhracatın ithalatı karşılama oranı Şubat 2016 % 79.4 iken şubat 2017’de % 76.7 düştü.
Bu dip notlarda kısaca dile getirmeye çalıştığım verilerin tüm diğer sektörlere olduğu gibi sektörümüze de olumsuz yansımaları olmaktadır.

O halde ne yapmalıyız?

- Yeniden silkelenmeli ve uyum içinde mücadele etmeli,
-Büyümede cesur ve girişimci sanayicilerimizin lokomotif olmaya devam etmeleri için özel sektör borçlarına devlet ve banka desteği verilmeli,  (Özel sektörün borcu 260 milyon $)
- İş dünyası, bankalar ve devlet sıkı bir işbirliği içinde olmalı,
-Türkiye’nin gündem maddeleri gerçekleri yansıtmalı,
- 19 yılda kazanılan yatırım yapılabilir ülke notunu 3 yılda kayıp ettik. Yerli ve yabancı yatırımcının aradığı güven ortamı tekrar tesis edilmeli,

-Fiyat istikrarı sağlanmalı, para politikamız güçlenmeli,
-Üretimde verimliliği artırmalı, ithal girdi bağımlılığını azaltacak tedbirler ivedilikle alınmalı,
-Bekleyen rüzgar enerjisi projeleri hayata geçirilmeli, alternatif enerji kaynaklarının yaratılması desteklenmelidir,
- Unutmayalım ki Türkiye yatırım yapılabilir notu yok iken en büyük yatırımlarını yapmıştı.

Yukarıda sunmaya çalıştığım tedbirler kapsamında, üretim maliyetlerimiz içerisinde önemli kalemlerden biri olan enerjinin tüketiminde gerekli hassasiyeti gösteren TATMETAL; bu amaca yönelik sürekli çalışmalar da bulunmaktadır. Hatta genç mühendis arkadaşlarımız bu yıl SENVER kapsamında hazırladıkları enerji tasarrufuna yönelik projeleriyle TÜRKİYE İKİNCİSİ oldular ve ödüle layık görüldüler.
Ayrıca Nisan 2017 itibariyle, başarı ile biten denetimiz sonucu TS EN ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi Sertifikamızı da almaya hak kazandık.
(Var olan TS EN ISO 9001:2008 OHSAS 18001 TS EN ISO 14001 TS 16949 ISO 27001 belgelerimize ilave olarak)


Tat metal olarak süre gelen bir diğer çalışmamızdan kısaca bahsetmek gerekir ise;
Endüstri 4.0, Yalın Üretim konusunda saygın firmalardan destekler alarak çalışmalar yapıyoruz. Böylece müşteri deneyimi yaratmak, kişiye özel seri üretim yapmak, globalleşmek, sürdürülebilir bir büyüme sağlamak, çevreyi korumak amacıyla araştırmalar yapıyor ve bu çalışmalar aşamasında her türlü ihtiyaçlarımızı mümkün olduğu ölçüde yerli üreticilerden karşılamaya ve entegre olmaya özen gösteriyoruz.

En iyi satışın kaliteli iş yapmak olduğuna inanıyor ve bu inançdan hareket ile proseslerimizi iyileştiriyor, saha satış ekibimizin ve üretim ekibimizin eğitimlerini önemsiyor, her gün “bugün daha iyi ne yapabiliriz”e odaklanıyoruz.

Giderek artan iş hacmimiz ve çeşitlenen üretim ve ürünlerimizde TATMETAL’in sağlıklı bir şekilde büyümesi, süreçlerin entegre bir şekilde takip edilip, raporlanması için çalışmalarımızı özveri ile sürdürüyoruz.

Son olarak da, her zaman ne istediğini bilen, parasını kontrol altında tutabilen, uluslararası ticaret sisteminden sonuna kadar yararlanabilen, dış borcu olmayıp, üstelik cari fazla şampiyonluğunu elinde tutan, sadece kendi ülkesindeki bankalara borçlanarak yatırım yapan, büyüyen iç piyasa ve parasal genişlemesi ile dünyanın durgunluktan çıkmasına katkıda bulunan, kendi parası USD gibi başka ülkelerde kullanılmadığı için hiçbir zaman küresel krize neden olma riski taşımayan.
Çin’den bahis etmek gerekir ise; diğer pek çok sektörde olduğu gibi sektörümüz için de her zaman ciddi bir tehdit ve aynı zamanda adete bir regulatör gibi dengeleri sağlayan, yakinen izlenmesi gereken bir ülke diyebilirim...

Sözlerime her fırsatta dile getirdiğim birkaç cümle ile son vermek istiyorum.
Demir çelik; bir sevda, bir gönül işidir. Şartlar ne olursa olsun kopamadığınız, ayrılamadığınız, iyi günde de kötü günde de birlikte olduğunuz ve hatta bağları daha da güçlendirmek ve bu sevgiyi ölümsüz kılmak adına, sürekli emek verdiğiniz, fedakarlıklarda bulunduğunuz ve her anını soluksuz izlediğiniz bir tutkunun ürünüdür.
Bu tutkuyla bu sektöre emek veren herkesin emeklerinin zayi olmaması, yollarının her zaman açık olması dileğiyle sevgi ve saygılarımı sunuyorum.



  FUAR TAKVİMİ

bolsos michael kors nike huarache baratas montblanc boligrafos nike outlet polos ralph lauren baratos oakley baratas michael kors bolsos new balance 574 new balance baratas boligrafos montblanc nike air force baratas polo ralph lauren baratos nike air force 1 nike huarache